Batılı Gözüyle İzmir


  Merdivenleri çıkarken 'Türk Güzeli ' ve yakışıklı 'Yeniçeri' ile göz göze geliyoruz. Bir yanda: 'Türk Güzeli'


sergi ust kat plani
Sergi Afişi 

'Ne kadar temiz yüzü ve güvenilir bir duruşu var değil mi?' diyor.
Güvenlik görevlisi, sol taraftan başlamamız için bizi yönlendiriyor. Bu yönde: İzmir şehrinin sokak sokak planları, levanten ailelerin yağlıboya tabloları, İzmir ve yakınlarının gravürleri, Bergama Akrapol'ün topografyasını, en son odada Alphonse Rubellin'in, Charles Gleyre'nin yağlıboya resimleri var.


sergi ust kat plani
Sergi Üst Kat Planı
Broşürden
 Fasulye sokağı, Frenk Sokağı ile Gül Sokağı en çok bilinen yerlerdir. Gül sokağının adı, orada yaşayan hanımlarının güzelliğinden kaynaklanıyor. Katina: Her dinden insanlar; ölümlerde, kutsal günlerde ve bayramlarda birbirlerini teselli ve tebrik ederdi. Güzel günlerdi. Şimdi, birbirinizi görmüyorsunuz. Acı..
bes basibozuk
Beş Başıbozuk (Alphonse Rubellin)
Rsm Kynk:turksnl.net
              'Başıbozuk' kelimesi bilin bakalım kimin diline dolanmış?
kaptan haddock
Kaptan Haddock
-Alıntı-
Tenten hatırladınız mı? Kaptan Haddock, sinirlendiğinde 'başıbozuklarrr..' diye böyle delirir.



sardis t allom
Sard Gravürü (Thomas Allom)
Rsm Kynk:yikaroglu.wordpress.com



11 Numaralı Salonda:
Giraud, Whithall, Aliotti Ve Bragiogiotti aileleri ve aile reislerinin tablolarında hüzün ve gurur bir aradaydı.
Erkeklerin duruşlarında; ticari başarının getirdiği gücün özgüveni gözlerine yansımıştı.
Kadınlar, biraz daha yalnız, kendi dünyalarındalar...
Aynı salonda; pembe porselen üstünde 'İzmir Yelkenlileri' resmedildiği kahve fincanları da sergileniyor.
10 numaralı salonda:

Alphonse Rubell'in eserleri sizi şaşırtıyor. Her sosyal sınıftan kadın-erkek, aile birçok fotoğrafını inceleyebilirsiniz. Avrupalıların; 'Efelere, yeniçerilere' hem hayran hem de korktuklarını hissediyorsunuz.
Özellikle: 'Beş Başıbozuk' fotoğrafı bir dönem kartpostal da olmuş. 
Charles Gleyre, yine: 'Türk Kadınları' adlı üç çalışması var. Merdivenlerden çıkarken 'Anetta' sizi süzüyor. 


izmir guzeli dudo
Broşür İlistrasyonu
Dudo(Charles Gleyre)
10 numaralı salon
Angelica: Geleceği düşünen, hesap eden alımlı dişiyi.
Dudo da: Üst sınıf bir aileden geldiği belli, okur yazar, piyano veya müzik aleti çalan, Avrupa'da ki moda, sanat akımlarını takip eden küçük hanımla karşı karşıya geliyorsunuz. 

ust salon
Üst Kat Salon

Uzaktan gördüğünüz tablolarda,kadınlar arasında sohbet ve teselli konuları işlenmiş. (Bana göre) Katina yine araya giriyor:
'Sevdiği adam çok uzakta, yolculuğa gitmiş. Onu en son gören kişi, aileye: Adamın hasta olduğunu söylemiş.'
Sırası ile :
Ermeni ekolü - hamamda yıkanan-soyunan kadınlar -,İzmir limanı,çarşısı fotoğraflar ve gravürlerle sizi o döneme tanık ediyor.
                                                       
bahribabadan izmir
Bahribabadan İzmir(Ovide Curtovich)

James D.Chambrier, acaba manzarayı gördüğünde mi şu sözleri söyledi:
İzmir, en doğulu şehirdir. Şenlikle hareket ve aynı zamanda hüzün ve sessizlik, bunun nedeni muhtemelen köprüye yakın insanı hayrete düşüren; Türk mezarlığının varlığıdır.
Devamında; Napolyon'un Mısır seferi sonrası ülkemize gelen, Fransız Büyükelçi Francois Sebastiani'nin portresi bulunuyor. Büyükelçinin enerjisi yüzyıllardan sonra bile hissediliyor.
Önünde duran, iki bayan birbirlerine:
'Biraz daha bakarsak aşık olacağız.' diyordu.
Francois Sebastiani bozulan Osmanlı-Fransız ilişkilerini yeniden düzenlemeye Rus ve İngiliz'lerin Akdeniz politikalarını izlemeye gelmiştir.
Koridora çıktığınızda:
İzmir limanından ihraç edilen ürünlerin listesini okuyorsunuz. İnsanın içi burkuluyor. Malzemeler:
İncir,  Acem ipeklileri, pamuk, çinko oksidi, tiftik
ardından
*mazı
*balmumu
*mahmudeotu
*raventkökü
*afyon
*aloe
*kasnıotu
*arapzamkı
 Yıldızla işaretlenmiş malzemeler 'İlaç Hammaddesi' dir. Listeden -Ege ve Akdeniz'in -endemik bitki envanterinin çıkartıldığını, kültüre edilmesi için Avrupa'ya yollandığını düşünüyorum.
 1802 yılında, ABD ilk konsolosluğunu İzmir de  açıyor. 1800'lü yıllardan, Türkiye'nin sömürgeleştirilme planlarını resmi bir ağızdan duyuyorsunuz.
İthal edilenlerin başında:
Kumaşları görüyoruz. Kahve, tütün geliyor. Anlaşmalar, konşimento ve navlun sözleşmeleri, o dönemin ticaret gemilerinin maketleriyle gördüğünüz, okuduğunuz bilgiler sizi sevindiriyor, acıtıyor ve şaşırtıyor.
Sergiden ayrılırken, Katina:
'İzmir, karanlık günlerinden yıkıntılarından kaç defa doğdu. İzmir gibi ol. Hayata kendini bırak, karanlıklar gülümseyişinde ışıklansın. Bunu hep hatırla.Gözüm üstünde.'
diyerek kayboldu.
**************************
Sergiden İzlenimlerim:
Fransız'lar, Osmanlı'nın ayrıcalık tanıdığı ilk ülke olmanın avantajını; Akdeniz'de sonuna kadar kullanmıştır. Uzun bir dönem İngiltere ve diğer ülkeler hareket imkanı bulamamıştır. (Napolyon Mısır Seferi )
 Fransa başta olmak üzere diğer toplumların; Osmanlı'nın (müslüman) İstanbul'a sahip olması, ona boyun eğmek... Avrupalı'lar yüzyıllar boyunca Osmanlı'ya kin tutmuştur.
Fransa, kendi ticaret, siyasi emellerine ulaşmak için İzmir, Beyrut ve Selanik'le önemli Doğu Akdeniz limanlarında nüfus yapılandırmaya çalışmıştır.(Lobi)
Henry Laurens Braudel:
Kendi mirasını dışarıdan gelen katkılar ile sentezlemek isteyen güney kıyılarının yaratımı=Levanten toplumdur.
demiştir.
Levanten'leri, Fransa Dış Siyaseti yaratmıştır.
Sömürgeleştirilme planlarının 200 sene öncesinden başlamasıdır. Kendimize ait; tarım(endemik bitki), endüstri ve tarihi yapımızın talan edilme acısını hala anlayamıyoruz.

TEŞEKKÜR:
Arkas Sanat Merkezi'nin binbir emekle hazırladığı sergi görülmeye, şapkamızı önümüze alıp düşünmeye değer.
İzmir: Doğu'nun en güzel pırlantasıdır. Dün de öyleydi, bugünde ve yarın da aynen devam edecek.
Arkas Sanat Merkezi'nin bana gönderdiği fotoğraflar için de teşekkür ederim.
www.yikaroglu.wordpress.com'a mutlaka incelemenizi de öneriyorum. O döneme ait gravürleri betimliyor.

Herkese mutlu haftalar...




6 yorum:

  1. aaa ne güzel yaaaa.

    başıbozuk fransızca evet. onnar da kullanıyo.

    gül sokağı alsancak di miii.

    şöle diyolar.
    sevinç pastanesi önü, 18 yaş altı güzelleri, gül sokağı 18 yaş üstü güzellerinin buluşma yeriymiş.
    :)

    YanıtlaSil
  2. uzaktan görünen tablolara dalmak istedim:) yine detaylı ve keyifli bir yazı olmuş.gitmedik,gidemedik ama en azından sayende bişeyler öğrendik.kalemine emeğine sağlık perim...

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim, Dolunay. Sizin yorumlarınızla; yazılara devam etme etmeme yönümü belirliyorum. Doğrusu, bu iki yazıma çok az yorum gelince, sizleri sıktığımı düşündüm. Sağol, arkadaşım.

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir sergiymiş. Keşke bende tek tek hepsini inceleyilseydim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman hayatım, üç kere gitmen gerekebilirdi. 300'ü geçkin belge ve döküman toplanmış. Kimbilir, belki de başka şehirlerde de sergilenebilir. Sanırım, en yakın: İstanbul'da olur. Sevgilerimle.:)

      Sil